Holografik Öğrenme Nesnesi (Holo-N) İle Geleceğin Eğitimine Merhaba

merge

Merge Cube. Dünyamızda şu ana kadar yaratılmış olan en mucizevi eğitim aracı!

Türkçesi Birleştirme Küpü olsa da ben ve öğrencilerim Holografik Öğrenme Nesnesi (HOLO-N) diye isimlendirdik bu Sihirli Küpümüzü.

HOLO-N, sanal nesneleri gösteren ve etkileşimde bulunma imkânı veren bir Artırılmış Gerçeklik aracıdır. Elimize aldığımızda yumuşacık, kırılgan bir nesne nasıl olur da ekranın sınırlarını aşıp, dokunmatik tabanlı bir duyusal AR deneyimi sağlar? Öğrenciler HOLO-N ile galaksiyi ellerinde tutabilir, fiziği keşfedebilir, hatta fosilleri inceleyebilir ve 3D nesneleri yaratabilir.

Devamı İçin

 

2018 yılının en iyi 25 Eğitim uygulamasından biri : CoSpaces Edu!

Merhaba Geleceğin Bilim-Teknoloji Öncüleri,

Bir önceki yazımızda Merge Cube yani Holografik Öğrenme Nesnesi (HOLO-N) ile tanışmıştık. Bu sefer bir adım daha ileriye giderek, içerikleri nasıl oluşturabileceğimize bakalım isterseniz. Bunun için CoSpaces Edu programını kullanacağız. Sanal Gerçeklik veya Artırılmış Gerçeklik teknolojilerini kullanarak, 3D nesnelerla 360 derece ortamlarda derslerinizi yapılandırabileceğiniz, öğrencilerin kendi içeriklerini hazırlayarak tam öğrenmelerine imkan sağlayan 2018 yılında Dünyanın En iyi 25 Eğitim uygulamasından biri CoSpaces Edu! CoSpaces ile Virtual Design yapılırken arka planında yer alan CoBlocks ile objeleri kodlayarak hareketlendirebilir, aynı zamanda Merge Cube eklentisi ile 3D hologram olarak avuçlarınızda canlandırabilirsiniz.

Hesabınız yok ise; ücretsiz yeni bir hesap alalım ve Ambassador kodumuzu kullanarak 1 ay ücretsiz PRO hesabınızı başlatalım.

Aktivasyontr

Devamı İçin

Eğitimde Fırsat Eşitliği

b

Avrupa Komisyonu tarafından 2013 yılından itibaren kodlamayı öğrenmeye teşvik ve dijital okuryazarlığı eğlenceli hale getirmek amacıyla yapılan kod haftası, 2017 yılına 7 – 22 Ekim tarihleri arasında gerçekleşti. Sadece Avrupa’da değil, Avustralya, Tayvan ve Mısır gibi ülkelerde de düzenlenen etkinliklerle kutlanan Avrupa Kod Haftası kapsamında 2016 yılında 50 ülkeden 692 etkinlik ile yaklaşık bir milyon katılımcıya ulaşılmıştı. Katılımın ücretsiz olduğu ve büyük şirketlerin de partnerlik ettiği Avrupa Kod Haftasında geniş bir ölçekte ve her yaş grubundan çocuklara yönelik etkinlikler gerçekleştirildi.

Yenilikçi fikirlere kapılarını açan ve kaynak ayıran teknoloji devi Google tarafından, Avrupa Kod haftası kapsamında düzenlenen ve 15 Temmuz’da başvuruların son bulduğu program “Google Grants for Innovative Code Week Events For Children Aged 5-18” sonuçları açıklandı. 2016 yılında 29 ülkeden 2 Türk kurumunun da arasında olduğu 48 proje seçilerek 25.000’in üzerinde çocuğa ulaşılan aynı programa bu yıl Anabilim“Code Forest” projesiyle seçildi. Google’ın düzenlediği ve 500’den fazla başvurunun yapıldığı programa, projeye destek almaya hak kazanan ilk ve tek özel okul olan Anabilim ile birlikte iki Türk kurumunun da yer aldığı 60 proje seçildi.

Algoritmik düşünce gelişimi için oryantiring şeklinde hazırlanan  “Code Forest” projesinde sosyo – ekonomik imkanları kısıtlı çocuklara ulaşmak hedeflendi. Bu amaçla günde 1 saat ormanlık bir alanda yapılacak etkinliğe katılımın çok da gerçekçi olmayacağından hareketle; özellikle maddi imkanları oldukça yetersiz bir devlet ilkokulu olan Veysel Karani İlkokulu seçildi. Okul Yönetimi ile görüşülerek İlçe Milli Eğitimden izin alındı.  Projede Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı ile birlikte çalışıldı. Her iki gün de toplamda 35 tur gerçekleştirilmiştir. Öğrenciler parkuru tek olarak değil ; 2şerli,  3erli gruplar olarak dolaşmışlardır. 1 grubun parkuru tamamlama süresi max. 105 dk olmuştur.

Kendi okullarında  tasarlanan parkur ortamında sanal gerçeklik, arttırılmış gerçeklik, robot programlama, ardunio, google cardboard, makey makey ile bu büyülü dünyayı keşfetme, scratch ile kodlama etkinlikleri ile tanışma ve farkındalık yaratma imkanı sunuldu. Kimseye bağlı kalmadan, sadece internet üzerinden araştırarak, düşük maliyetlerle istedikleri çalışmaları yapabilecekleri etkinlik alanlarında özellikle vurgulandı. Bir kişi yapabiliyorsa sen de yapabilirsin düşüncesinden hareketle; içindeki yaratıcılıkları keşfetmeleri için hangi araçlar ile neler yapabilecekleri; tüketim değil üretim felsefesi doğrultusunda çalışmalar geliştirildi.

Toplam 6 adet oryantiring alanında öğrenciler Robot Dansı ile parkura başladılar. Kendilerine verilen Parkur Haritasındaki 6 noktaya gitmek, oradaki görevli öğretmenler ile ilgili alandaki çalışmayı yapmak ve her bir alandan aldığı kod satırlarını da en son 7.kodlamaca alanında Ardunio ile Led Ekrana kodladılar.

Labirent1.Alan : Bul Beni Labirent Kodlama : 4*4lük labirent alanında kendilerine verilen 3 adet bilmece kartlarındaki kültürel yerlerin olduğu çıkış noktalarına gitmeleri istendi. Tüm zeminde sağ ve sol ayak görselleri adım mesaflerinde yerleştirilmişti. Öğrenciler çıkış noktalarına kadar hangi rotayı izledilerse ellerindeki kağıtlarda yön yönergelerine yazmaları istendi. 3 adım ilerle, sağa dön, 4 adım ilerle, sola dön, vb…Çıkış noktasına gelen öğrencinin yazdığı yönerge kağıdı alınarak diğer arkadaşına verildi ve aynı yönergeleri izlemesi istenildi. Akabinde algoritma anlatımı yapıldı.

MineCraft Harita Sembol2.Alan : Minecraft Note Block Studio: Minecraft Oyunu içerisine nasıl kendi istedikleri müzikleri yükleyebileceklerini gördüler ve istedikleri müzikleri yüklediler.

Ardunio Harita Sembol3.Alan: Ardunio: Ardunio nedir? Elektronik devrelerin çalışma prensibi, led, breadboard, pil vb… temel set tanıtımı yapılarak, öğrencilere ardunio ile yaptığımız arabanın çalıştırılması gösterildi. Cep telefonu ile kumanda edildiğini gördüler. Anlatılanlar ışığında kendilerinin board üzerinde ışık yakmaları istendi. Bu şekilde hayal ettikleri çalışmaları gerçekleştirebilecekleri, istedikleri araç, robot, vb.. yaratabilecekleri vurgulandı.

Robot4.Alan:  VEX Robot ile öğrencileri etkileyici bir Uzay Macerası ile Zezuna gezegeninde görevlendirerek gezegende gizlenen kod satırını joystick ile kumanda ederek getirmelerini istedik. Ardından Modkit ile sürükle bırak kodlama platformu kısaca anlatıldı.

cardboard.png5.Alan: Google Cardbord: Sanal Gerçeklik nedir anlatımı yapılarak öğrencilere önce etkileyici VR BOX ile uzay yolculuğu yaptırıldı. Ardından yüksek maliyetlere gerek olmadan Google Cardboard ile kendi sanal gerçeklik gözlüklerini yapabilecekleri anlatıldı. Google cardboard ile tarihi mekanlardan istedikleri yeri deneyimlediler. Ayrıca istersek kendi sanal gerçeklik dünyamızı COSPACES uygulaması ile yaratabileceğimiz vurgulanarak; öğrencilere bilgisayarda bu ortamı deneyimle fırsatı sağlandı.

scratch6.Alan: Makey Makey ile Tırmanma Duvarı : Başlangıçta sadece tırmanma duvarı olarak tasarlanan alan sonradan Kültür Duvarı olarak da oyunlaştırılmıştır. 3 adet makey makey ile 8 adet Kültürel Yerin görseli tutamakların altına yerleştirilmiştir. Bilgisayarın sorduğu tarihi yeri gösteren tutamağı tutmaları ile bir sonraki yere yönlenerek tamamlanan oyunda toplam 3 farklı setten 24 adet tarihi yer oyunun senaryosu içerisinde yer almıştır. Oyun sonunda öğrenciler bilgisayar başına alınarak, scratch ile nasıl kodladığımız gösterilerek, oyunun bir seslendirmesi kendi sesleri ile değiştirilmiştir.

7.Alan: Kodlamaca : Başlangıçta düşünülmeyen bu alanda öğrenciler her alandan aldıkları Kod Satırlarını Led Ekrana Ardunio ile  yazdırarak  ekranda “Değerler Geleceğimizi Belirler. Kültürümüzü Koruyalım” mesajını alarak Oryantiring Parkurunu tamamlayarak Sertifikalarını almışlardır.

Parkur sonunda öğrencilere mini anket de uygulayarak gelecek ile ilgili düşüncelerini almak istediğimizde öğrencilerin çok mutlu olduklarını, neredeyse tamamının gelecekde bilgisayar bilimleri üzerine bir çalışma yapmak istediği görüşünü aldık. İstatistiksel olarak en çok uğraşmak istedikleri alanlara ait yapılan grafik aşağıdadır.ChartGo

Öğrencilerden aldığımız anket datalarının sonuçları da bizleri geleceğimiz adına umutlandırdı. Eğitimde fırsat eşitliği ilkesi gözetilerek yürütülen projenin gelecekteki teknolojilerin evrensel sonuçları ile de örtüşen çıktılar vermesi, bizleri, daha farklı projelerde yer almak yönünde heyecanlandırmış, gelecek adına umutlandırmıştır.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

24.Mart.2018 Cumartesi günü İstanbul Kültür Üniversitesinde gerçekleşen 5.Eğitim Teknolojileri Konferansında , Öğrencilere oynayarak kodlamanın temel ilkeleri hakkında bilgi vermek, onları kodlamaya yönlendirebilmek , ebeveynlerin çocuklarını teknolojiye yönlendirme bilincinin arttırılması ve “Kodlama ile dünyayı değiştirebilirsin” mesajının verilmesi hedefi ile yola çıktığımız Sancaktepe Veysel Karani İlkokulu’nda gerçekleştirilen ve   Türkiye’den seçilen 3 projeden biri olan ilk özel okul projesini tanıttık.

Nicelerine…

EĞİTİMDE SANAL GERÇEKLİK

Sanal Gerçeklik 360 Derece-01 (2)

Merhaba Değerli Eğitimciler,

Sizlere Sanal Gerçeklik Nedir? Sanal Gerçeklik Uygulamaları Nelerdir? gibi tanımlayıcı bilgiler vermeyeceğim zira isteyen herkes birazcık Literatür taraması ile bu bilgilere 1.kaynaktan ulaşabilir. Sizlere doğudan eğitimde Sanal Gerçekliği nasıl kullandığımızı anlatacağım.

cospace

http://cospaces.io

Alanında yepyeni  bir uygulama aracı olan, 360 derece görsel ve oyunlar yaratabildiğiniz “Cospaces” ile derslerin kazanımlarına uygun senaryolar hazırlanabiliyor , “VR” gözlükleriyle de “Cospaces”i eğitimde etkin bir şekilde kullanma olanağı bulunabiliyor.  7. sınıf seviyesinde Türkçe dersinde  “Fiiller” konusu anlatıldıktan sonra öğrencilerin anlatılanları pekiştirmesi için yaparak, yaşayarak ve eğlenerek bu sanal ortamı deneyimlemelerini sağladığımız ve öğrencilerimizin hayal güçleri ile şekillenen “Fiiller Parkı” çalışmalarını 5.Eğitim Teknolojileri Konferansında Türkçe-Edebiyat Zümresi öğretmenlerimiz Nergiz İLİMEN – Göksev DÖNMEZ sunarak deneyimlerini paylaştılar. Bu müthiş uygulama hakkında tüm eğitimcilerin de fikir sahibi olmalarını isteriz.

 

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

Sunumun tamamına https://goo.gl/dcpqWK adresinden ulaşabilirsiniz. Ayrıca Cospaces’i nasıl kullanacağımıza ait yazıyı ilerliyen günlerde yayınlıyor olacağım.

Bol eğlenceli etkinlikler, öğrenmeler temennisi ile…

Ölçme Değerlendirmede Yeni Bir Araç: Quiznetic

Ölçme Değerlendirmede Yeni Bir Araç Quiznetic (1)

Merhaba Değerli Eğitimciler,

Fen Bilimleri dersimizde geleneksel ölçme değerlendirmedeki  belli özelliklere sahip olma durumuna göre öğrencileri sınıflandırmanın dışında bir amacımız vardı.  Bütünleştirici öğrenme kuramına uygun alternatif ölçme değerlendirme tekniklerini  kullanarak öğrencinin öğrenme sürecinin neresinde olduğunu bilmek istedik. Ve yıllardır kullandığımız Kahoot, Socrative, Plickers dışında bir araç arayışındaydık. Şimdi sizlere Gamification’ı bambaşka bir seviyeye taşıyan kendi tasarladığımız ortamda eğlenceli öğrenmeler ile öğrencilerimizi ölçme-değerlendirme imkanı sağlayan Quiznetic uygulamasını tanıtmak ve çalışmalarımızı tüm  meslekdaşlarımız ile paylaşmak isteriz.

Unutmayalım ki; okullarımızın öğrenen okullara dönüşmesi için iyi örnekleri #paylaşmakgüzeldir diyerek paylaşmak, duygusal zekayı kullanarak ve evrensel  bilgiye erişim için yabancı dil bilgisi ile birlikte değişim ile gelen yenilik ve ilerlemeye bizler de katılıp; ülkemizi kalkındırma, yükseltme ve yaşatma yolunda üstlendiğimiz sorumluluğu yerine getirebiliriz.

Quiznetic ile kendi hazırladığımız parkur temalı oyunumuzda öğrenciler kendi cep telefonlarından öğretmenleri tarafından verilen ACCESS CODE ile oyuna katılırlar. Kahoot gibi. Peki Quiznetic’in farkı nedir? Oyuna katılan öğrenciler temsili avatarları ile oyun alanı üzerinde anlık ilerlemelerini görebilirler. Öğretmen oyun alanında ilerleme noktalarını belirler. Doğru cevapta ne kadar ilerleyeceğini belirtir. 1 kare, 2 kare vb. Ya da yanlış cevapta geri de gönderebilir. Sınıf içerisinde 1:1 ölçme değerlendirme için kullanabileceğiniz çok güzel bir araç. Tüm oyuna süre verme işlemi ücretli PRO versiyonunda mevcut. Basic versiyon ücretsiz olup, en fazla 2 oyun aktif olarak oynayabiliyorsunuz. Başkalarının yaptıkları oyunları ya da soruları kendi oyununuza aktarabiliyorsunuz. Öğrenci cevaplarına göre ilerlemeler anlık Oyun Alanınıza yansıdığı için izlemesi de sınıf içi uygulaması da oldukça keyifli. En sevdiğim özelliklerinden biri de aktif olarak başlattığınız oyunu bitirmezseniz başka sınıfta da devam edebilirsiniz yeni öğrenciler ile. Ya da bir ünite içinde konularına göre peyderpey uygularsınız. Siz oyunu bitirmediğiniz sürece herkesin oyundaki pozisyonu saklı kalmakta. Biz parkur şeklinde tasarladık alanımızı fakat sitesi üzerindeki diğer oyunlara bakarsanız, yaratıcı başka fikirler de görebilirsiniz. Beni bu araçta cezbeden bir başka unsur da; geliştiricisinin 19 yaşında bir Programcı olması. Fizik öğretmenlerinin powerpoint üzerinde hazırladığı , akıllı tahta üzerinde herkesin kendi karakterini ilerlettiği oyunu alıp; Bilgisayar Bilimi dersinde Quiznetic projesi olarak oluşturmuş. İşte değişim@eğitim. Geliştiricisi gelen önerileri dikkate alarak uygulamayı geliştirmeye devam etmekte .:)

Q13  Öğretmen Quiznetic de Nasıl Oyun Hazırlar?

Siteye üye olduktan sonra Make Game ile ilk oyunumuzu yaratalım. Game Board ekranını inceleyelim.

Q1

Title: Oyunumuza vereceğimiz ismi yazalım.

Player Movement: (Answer Correct-move forward) : Doğru cevapta kaç hane ileri gideceğimizi buradan belirtiyoruz.

Player Movement: Answer Incorrect- move back  : Yanlış cevapta ne kadar geri gideceğimizi belirtiyoruz.

Add Space: Oyun Alanımız içerisinde sorularımıza göre oluşturduğum ilerleme adımları. Diyelimki 10 sorumuz var her soruda 2 ileri gitmesini istiyoruz. Bu durumda oyun alanımıza 20 ilerleme noktası eklemeliyiz. Answer correct kısmında ise 2 değerini ilerleme kriteri olarak seçmeliyiz. İsterseniz yanlış cevaplarda geri de götürebilirsiniz 🙂  Nasıl? Size de eğlenceli geldi mi?

Q3

Choose Background Image: Oyun alanımıza ait görseli yüklediğimiz alan. Clone a game kısmından ise Quiznetic üzerinde yaratılan diğer oyunların görselini kullanabilirsiniz. Müthiş bir kolaylık 🙂

Soru Eklemek için Questions kısmına geçelim.

Q4

Sorumuzu yazdığımız Question alanı hemen ekranın ortasında. İstersek Add Image ile görsel , istersek de Add Youtube video ile Youtube videosunu izletip ardından sorumuzu sorabiliyoruz. Answer kısmından cevaplarımızı ayarlıyoruz. Doğru cevap şıkkı için Correct kısmından işaretlemek yeterli. Birden fazla doğru cevap olabildiği gibi; Soru tipi olarak da kısa cevap ve sayısal seçenekleri de mevcut. İstersek add explanation ile açıklama da ekleyebiliyoruz. Her sorunun puanı da sol üst köşede points kısmından ayarlanmakta. Save game ile oyunumuzu kaydettikten sonra sıra geldi Yönetim Panelimizden oyunu başlatmaya.

Q15.png

 Oyunumuzu seçip Q16 ile başlatalım. Bireysel /Takım modundan bireyseli seçtikten sonra öğrencilere farklı sorular gelsin istiyor isek Randomise questions for each player kısmından yes ile belirtmeliyiz. Lets’go ile oyun modumuza geçelim.

Q10

Ekranda 6 haneli Access Code ekranda belirecek. En sağda Settings kısmından Oyun Alanımız üzerinde Oyuncu İsmi, İlerleme Hane Numaraları, Erişim Kodu, vb.. gözükmesini istediğimiz özellikleri seçelim. Oyunumuz hazır.

Oyun bittiğinde Quit Game ile çıkış yapalım. Basic üyelikde en fazla 2 tane oyunu aynı anda oynatma hakkımız olduğunu unutmayalım. Oyun sonunda dereceye girenler ekranda yansıdığı gibi View Results Table ile Excel formatında bilgisayarımıza da indirebiliyoruz.

Bol eğlenceli etkinlikler , öğrenmeler temennisi ile… Ve son olarak teşekkürler Tim 🙂

QUIZNETIC’i Öğrenci Nasıl Oynayacak?

Sosyal Girişimcilik

Sosyal sorunları çözme misyonuna sahip olma tutkusunu işletme disiplini içinde girişimci bakış açısıyla birleştiren olgu “sosyal girişimcilik”tir.

Sosyal girişimcilik kavramı 1980’de Bill Drayton’un kurduğu ve dünya çapındaki sosyal yenilikçilere fon sağlayan Ashoka adlı kuruluşla ortaya çıkmıştır.  Ashoka, pozitif toplumsal dönüşümü gerçekleştirebilmek için sürdürülebilir ve uygulanabilir yenilikçi projelerini hayata geçiren sosyal girişimcilere yatırım yapmaktadır. Sosyal girişimcilik alanında 60 ülkede 2000 üyeyi desteklemektedir. Ashoka, mikrofinanstan, çocuk sağlığına dek her alanda fikirleri desteklemekte, girişimleri geliştirmektedir. Dünyanın birçok bölgesinde gerçekleştirdiği çalışmalar; yurttaş katılımı, ekonomik gelişme, sağlık, insan hakları, çevre ve eğitim/öğretim olmak üzere altı ana başlıkta toplanabilir (Sarıkaya,2010)

Literatürde sosyal girişimcilik “kar amacı gütmeyen, özel ve kamu sektörlerinde görülebilen yenilikçi, sosyal değer yaratma faaliyeti olarak tanımlanmaktadır. Austin (2006) üç unsurun altını çizmektedir;

  • Yenilik: Yapılan faaliyet girişimcilik olarak değerlendirildiği için, yeni bir şey üretmede yaratıcı süreç önemlidir,
  • Sosyal değer yaratma: Sosyal girişimciliği işletme girişimciliğinden ayıran özellik olarak sosyal değer yaratma önemlidir,
  • Sosyal girişimciliğin faaliyet alanı her yer olabilir:

Sosyal girişimcilik her sektörde ve sektörler arası işbirliği çalışmalarında görülebilecek bir olgudur. Sosyal girişimcilik kavramında asıl konu, sosyal sorunlara odaklanmak ve sosyal etki yaratmak için girişimci yaklaşım içinde bulunmak ve doğasında yenilikçilik olan sosyal işletmeler yaratmaktır (Kümbül, 2010: 48-49).

Yeni kaynaklar bulma ve bunları farklı şekillerde birleştiren sosyal girişimcilik, toplum için sosyal değer yaratma çabasıdır Özetle, sosyal girişimciler için kar elde etmek ve para kazanmak yaptıkları işin bir yan ürünü olarak ortaya çıkmaktadır. Asıl amaçları sosyal ihtiyacın baş gösterdiği alanlarda değer ve fark yaratmaktır (Harding, 2004); kar, amaca giden yolda bir araç konumundadır.

Hepsini özetleyen bir tanıma göre, “sosyal girişimciler sosyal sektörde değişim acenteleri rolünü oynarlar”. Şöyle ki:

  • Yalnızca özel değer değil, sosyal değer yaratmak ve sürdürmek için bir misyon edinirler,
  • Misyonlarına ulaşmak için yeni fırsatları tespit edip durmadan bunların peşinde koşarlar,
  • Devam eden yenilik, uyum ve öğrenme süreçleriyle meşgul olurlar,
  • Ellerindeki kaynakların sınırlı olmasına aldırmadan misyonları doğrultusunda hareket ederler,
  • Destekçilerinin yardımlarının devamlılığını sağlamak için yaptıkları

işlerin çıktılarını ortaya koyarak hesap verebilirlik hissini artırırlar.

Sosyal girişimciliğin sorunun kalbine inip, yerel davranıp, kalkınma ve gelişmeyi sürekli kılma yoluyla sistemi tümden dönüştürebileceği beklentisi bulunmaktadır.

Sosyal girişimciliğin gelişmesi için hem çevreden talep gelmekte, hem de sosyal girişim arzı dünyada hızla artmaktadır. Çevreden gelen talepleri şu şekilde belirlemek mümkündür: çevre ve sağlıkta artan krizler, artan ekonomik eşitsizlik, kamu hizmet sunumunda devletin yetersiz kalışı, sivil toplum örgütlerinin artan rolü, kaynak bulma yarışı ve serbest piyasa ideolojisi karşısında devletin geri çekilmesi. Sosyal girişimlerin gelişmesinin arkasındaki nedenleri de şu şekilde özetleyebiliriz: kişi başına düşen küresel zenginliğin artış göstermesi, sosyal hareketlilikteki ivmelenme, demokratik devletlerin sayısındaki ve çok uluslu işletmelerin gücündeki artış, daha iyi eğitim düzeyi ve artan iletişim (Kümbül)

Doğası gereği kompleks olan sosyal girişimcilik kavramının; kapsamı, alanı, boyutları gibi unsurlarının yanı sıra, söz konusu kavramla eş anlamlı olarak kullanılan ya da kavramın bir türü olarak değerlendirilen çeşitli oluşumlar, sınırlar ve tanımların karmaşıklığı derinleştirdiği anlaşılmaktadır. Örneğin; sosyal amaçlı girişim, halk sağlığı girişimi, hayırsever girişim, yardımsever kapitalizm, sosyal ticari kuruluşlar, kentsel girişimcilik  gibi kavramların üzerinde sosyal girişimciliğe benzer bir biçimde durulmasıyla, söz konusu kavramının tanımlanması ve kavramsallaştırılması çabalarının karmaşıklaştığı görülmektedir. Hatta bazı yazarların, sosyal girişimcilik ile teknolojik inovasyonun kesiştiği bölgede yer aldığını ileri sürdükleri teknolojik sosyal girişimi , sosyal girişimciliğin yeni bir türü olarak nitelendirdikleri anlaşılmaktadır Masetti’nin (2008), sosyal girişimcilikle ilgili faktörlerin birbirleriyle nasıl etkileşebileceklerini, Sosyal Girişimcilik Matriksi oluşturarak açıkladığı görülmektedir. Matrikste sosyal girişim, misyona yönelme süreci ve kar gereksinimi sürecinin birleştirilmesiyle anlamlandırılmaktadır. Matrikste dört kadrandan bahsedildiği anlaşılmaktadır. Geleneksel kar amacı gütmeyen örgütler olarak ifade edilen I. Kadran’da, sosyal misyonlar doğrultusunda hareket eden ve kar elde etmeye gerek duymayan, sadece giderlerini karşılayan, bağış, hibe, üyelik aidatlarına güvenerek varlığını devam ettiren örgütlerin konumlandırıldığı belirtilmektedir (örn: dernekler, hayır kuruluşları, müzeler, kiliseler). Taşma noktası kadranı olarak adlandırılan II. Kadran’ın, yalnızca sosyal misyonla hareket etmeyen, aynı zamanda yaşamlarını devam ettirebilmek adına kar elde etmek zorunda olan örgütleri kapsadığı ifade edilmektedir. Söz konusu  örgütlerin, ekonomik sistemin hem kar odaklı hem de kar odaklı olmayan tarafından kaynaklanan temel problemleri düzeltmeye kendilerini adadıkları belirtilmektedir. Geçici örgütler kadranı olan III. Kadran ise, pazar ihtiyaçlarına cevap veren, ancak kar elde etme odaklı olmayan örgütlerin yer aldığı kadran şeklinde belirlenmektedir. Geçici örgütler, sadece belirli bir süre boyunca fonksiyonda bulunabilmektedirler. Çabalarının hem özel hem de kamu tarafından desteklenmesine ihtiyaç duyulmaktadır. VI. Kadran olan geleneksel işletme kadranında, piyasa odaklı misyona sahip olan ve kar yapması beklenen klasik işletmeler konumlandırılmaktadırlar. Tedariğini gelişmekte olan ülkelerden yaparak adil ticareti destekleyen, yeşil tesisler kuran, gelirinin belirli bir kısmını hayır işlerine aktaran işletmelerin bu bölüme dahil edildikleri görülmektedir (örn: Starbucks). Sosyal girişimcinin, matrikste oluşturulan dört kadrandan herhangi birinde yer alabileceği öne sürülmektedir (Aslan,Araza,Bulut)

KAYNAKÇA
Aslan, G. , Araza, A., Bulut, Ç. (2012) “Sosyal Girişimciliğin Kavramsal Çerçevesi” Girişimcilik ve Kalkınma Dergisi (7:2) 2012
Erden, G. , Gürdil, G. (209) Savaş Yaşantılarının Ardından Çocuk ve Ergenlerde Gözlenen Travma Tepkileri ve Psiko-Sosyal Yardım Önerileri Türk Psikoloji Yazıları, Aralık 2009, 12(24),1-13
Görün, M. , Kara, M. (2009) Kentsel Dönüşüm ve Sosyal Girişimcilik Anlamında Türkiye’de Kentsel Yaşamın Kalitesinin Arttırılması VI.Uluslararası STK’lar Kongresi , Yönetim Bilimleri Dergisi (8: 2) 2010 Journal of Administrative Sciences
Güler, K. (2011) “Yoksullukla Mücadelede Sosyal Girişimcilik: Ashoka Üyelerinden Sosyal Yenilikçi Örnek Uygulamaları”  Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Cilt: 13, Sayı: 3, Yıl: 2011, Sayfa: 79-111
Konaklı, T. , Göğüş N (2013)  Aday Öğretmenlerin Sosyal Girişimcilik Özellikleri Ölçeği: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması  Kocaeli Üniversitesi Eğitim Fakültesi GEFAD / GUJGEF 33(2): 373-391 (2013)
Sarıkaya, M, (2010) Üçüncü Sektörde Yönetsel ve Kavramsal Dönüşüm: Sosyal Kar Amaçlı Örgütler  C.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt 11, Sayı 1, 2010 87
Sarıkaya, M., Coşkun, E. (2016)   “Sosyal Girişimcilik Eğitiminde Gönüllü Kuruluşlar”  Strategic Public Management Journal (SPMJ), Issue No: 4, November 2016, ISSN 2149-9543, pp. 72-82

Sosyal Girişimci Okul Müdürü

Girişimci ilk çağda hayatını devam ettirmek için arayış içinde olan özgür kişi, 1900’lü yıllarda yenilikçi yeni teknoloji oluşturan kişi, 2000’li yıllar da ise piyasa ekonomisinin vazgeçilmez unsuru ve günümüzde ekonomik refahını artırmanın başrol oyuncusudur. 2000’li yıllardan sonra girişimci için kişisel özellikler, bireyin kendini harekete geçirebilmesi anlamında duygusal zekâsı oldukça önemlidir. Dr. Daniel Goleman (1995) duygusal zekâyı; “bireyin kendisini harekete geçirebilme, aksiliklere rağmen yoluna devam edebilme, dürtüleri kontrol ederek tatmini erteleyebilme, ruh halini düzenleyebilme, empati kurma, umut etme, sorunların düşünmeyi engellenmesine izin vermeme” olarak tanımlamıştır (Bozkurt, 2011: 15).

Sosyal girişimci bir okul müdürü toplumda giderilemeyen ihtiyaçları karşılamaya yönelen, bu doğrultuda sosyal bir misyonu, vizyonu, stratejisi ve çalışma şekli olan, çözümleri yenilikçilik içeren girişimci prosedürler ile uygulayan kişi olmalıdır.

Kişisel hedefler, yaratıcılık ve risk alma eğilimi başarı gereksinimi, iç kontrol odağına sahip olma, bağımsızlık isteği, iyi bir iletişimci olma, ileri görüşlülük ve belirsizliğe karşı tolerans, başarma motivasyonu, öz yeterlik ve yenilikçilik değer ve tutumlarına göre hareket etmelidir.

Eğitimde Sosyal Girişimcilik Projesi

 

Günümüzde ülkemizde sayıları azalmaktansa artma eğiliminde olan pek çok çocuk savaşların, terör saldırılarının ve politik çatışmaların masum kurbanları durumuna gelmektedir. Doğu ve Güneydoğu’da terör nedeni ile zorunlu kısıtlı sürelerle eğitimine ara verilen çocuklar, savaştan kaçan ve sayıları 3 milyonun üzerinde olan Suriye halkı.

Türkiye’deki 0-18 yaş grubunda 1.249.263 Suriyeli bulunmaktadır. Bu çocukların %73’ü temel eğitim çağındadır. Suriye müfredatına bağlı Arapça eğitimin verildiği MEB’e bağlı Geçici Eğitim Merkezleri (GEM)’de 273 bin çocuk öğrenim görmektedir. Devlet okullarında eğitim gören 66 bin çocuk bulunmaktadır. Lise çağındaki çocuklar sosyoekonomik nedenlerden dolayı okullaşamamakta, bu çocukların aile geçimlerini sağlamak için okullara gönderilmediği bilinmektedir.  (https://www.setav.org/etkinlikler/turkiyedeki-suriyeli-cocuklarin-egitimi/)

Kısa ve orta vade içerisinde ülkelerine dönme ihtimalleri pek de mümkün gözükmeyen Suriyeli çocuklar ülkemizin kanayan bir parçasıdır. Eğitim sistemi içerisine mutlaka dahil edilmeleri gerekir. Eğitimsiz milyonların bir on sene sonra toplumun yapısına nasıl etki edeceği gün gibi ortadadır. Dolayısı ile okul yöneticileri öncelikle bu soruna el atmalıdırlar.

Eğer bu çocukları okula  getiremiyor  isek; eğitimi onlara nasıl götürebiliriz?

Eğitimde teknoloji kullanımı ile yürütülecek projenin özünde Arttırılmış Gerçeklik teknolojisi ile hazırlanmış kartlar aracılığı ile eğitimleri devam ettirmek. Bu kartların çocuklara ücretsiz dağıtılması. Gönüllü öğretmenlerin hazırladığı içeriklerin etkileşimli olarak çocuklara sunulması. Maliyet boyutunda ise çocuklarını özel okullara kaydettiren her veliden (2016 yılı verisi 1 milyon 174 bin öğrenci) sembolik 1- 2TL gibi ücret almak.  MEB ya da hayat boyu öğrenme işbirliği ile olabilir. Burada amaç bir trigonometri hesabı öğrenmeleri değil. Genel kültür , temel fen bilimleri , değerler eğitimleri ile destekleyerek, kayıp milyonların dolayısı ile ülkenin gelecekteki yıkımının önünde geçmek.

Arttırılmış Gerçeklik teknolojisi bu dünyadaki herhangi bir nesnenin anlamını tablet, telefon vb. dijital alet ile bakıldığında olduğundan farklı gözükmesi, anlamının arttırılmasıdır. Her bilgi düzeyindeki insanın anlayabileceği şekli ile; Robocop’un etrafa baktığında gözünün önünden kayan tanımlayıcı bilgiler gibi.

Aşağıda Anabilim Eğitim Kurumlarında bahsedilen yöntem ile hazırlanılan örnek bir konu anlatımı bulunmaktadır. (Cep telefonunuza  Aurasma uygulamasını yükleyin ve Anabilim Kanalını takip edin. Sonra aşağıdaki karta o uygulamayı açarak bakın)

7-07

Kart Tasarımı

Kartlarımızı arttırılmış gerçeklik uygulaması olan Aurasma ile okuttuğunuzda öğretmenimiz ekranda belirerek konumuz ile ilgili sorusunu soruyor.

aurasmaScreenShot_1493991195681

Akabinde ekranda Oynayalım , İzleyelim ve Canlansın görselleri beliriyor.

aurasmaScreenShot_1493991214822

İşte arttırılmış gerçekliğin interaktif kullanım dünyası. Öğrenci isterse Oynayalım’ı seçerek konu ile ilgili hazırlanan dialog kartlar ile eşleştirme oyununu oynayabilir.

Screenshot_20170505-163533

İsterse İzleyelim’i seçip ilgili konu anlatım videolarını izleyebilir.

aurasmaScreenShot_1493991374884

Daha detay bilgi de verebiliriz. Diyelim ki öğrenci Omurgalı görselini seçti. Bu durumda kurbağa, kuş, balık, memeli ve sürüngen hakkında bilgi alabileceği diğer görsel yönergeler ekranda belirir. İstenilenin seçimi suretiyle videolar izlenir.

 aurasmaScreenShot_1493991257159

Bir diğer yöntem ise istediğimiz gibi 3 boyutlu olarak öğrencilerimize sunmak. Canlansın’ı seçelim ve…..

aurasmaScreenShot_1493991399828

Konumuzla ilgili 3boyutlu çalışma ekranda belirsin, hareketlensin.

 

Sonuç : Gönüllü öğretmenler , MEB , Yeğitek, Hayat Boyu Öğrenme merkezleri ile eğitimi ihtiyacı olan çocuklar için yeniden şekillendirebiliriz.

SOSYAL VE KÜLTÜREL DEĞİŞİM MERKEZİ OLAN OKULLARDA ÖRGÜTSEL DEĞİŞİMİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Hemen her birey şu ya da bu biçimde öğrenmeyi bilir. Fakat buradaki asıl önemli konu bilgi çağında ve bilgi yoğun bir toplumda nasıl öğrenmemiz gerektiğidir. Nasıl öğrenmek gerektiğini anlamak, öğrenmenin iç yüzüne vakıf olmaktır. Geleneksel anlamda, belli bilgi birikimine sahip insanın yerini, artık bilgi elde etme yöntemlerini bilen insan almıştır. A. Toffler’ın “Geleceğin cahili, okuyamayan değil; nasıl öğreneceğini bilmeyen kişi olacaktır” sözü çok anlamlıdır.

Her dönemde eğitim sistemi, okul yoluyla toplumun kültür mirasının aktarılması, çocuğun toplumsallaşması, topluma birlik ve dayanışma ruhu verme, yenilikçi ve değişmeyi sağlayıcı eleman yetiştirme gibi işlevleri yerine getirmiştir. Bunu başarabilmek için eğitimin kendisini yeniliğe taşıması, okulun da bu süreçte düzenleyici ve uyumlayıcı bir kurum olması gerekmiştir Okulun işlevleri sadece bunlarla sınırlı değildir. Ekonomik işlev önceki dönemlerde olduğu gibi bugün de okulun önemli işlevlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Ekonomik gereksinmeler insan kaynaklarının etkili kullanımını ve tüm gençliğin iş yaşamına hazır hale getirilmesini zorunlu kılmaktadır. Bilgi-teknoloji yoğun bir toplumda yaşayabilmek, daha iyi çalışma olanaklarına kavuşmak yeni dönemde gençliğin en önemli hedefleri arasında yer alacaktır. Eğitilmiş genç nüfusa bu olanakları sunma işlevi okullara yüklenmiş durumdadır. Çevrede meydana gelen değişikliklere duyarlı, gerekli kararları hızlı ve doğru biçimde alabilen, değişimin gereklerini en kısa zamanda programlara yansıtabilen bir okul kimliği geliştirmek temel ihtiyaç haline gelmiştir. İşe girmede aranan koşulların gittikçe daha özel ve uzmanlık gerektirecek bilgi ve becerilere dayanması, okulun görevlerinin çeşitlenerek artmasını, okuldaki eğitimin gelişen ve değişen teknolojiye ayak uyduracak biçimde daha sistemli, açık ve kesintisiz yapılmasını zorunlu hale getirmiştir (Balay, 2004)

Bilgi toplumunda okula duyulan gereksinim göreceli olarak azalmış, öğrenme okul sınırlarının dışına taşmış, daha hızlı ve keyifli hale gelmiş olmakla birlikte bu durum, okulun bilgi üretmedeki önemini azaltmamış; tam tersine okulun bu konudaki önemi daha da artmıştır. (Numanoğlu, 1999, 345).

Eğitim sisteminde yenilik, sistemin en stratejik parçası olan okulda başlamalıdır. Diğer bir deyişle, sistem merkezinden okula, okuldan çevresine yeni bir giriş olmadıkça, eğitim sisteminde yenilik-bugünkü terimi ile reform-yapıldığını savunmak güçtür .(Bursalıoğlu, 2015)

Yeni bir düzen kurmak girişimi, zor, tehlikeli ve başarısı kuşkulu bir eylemdir. Çünkü eski düzenden yararlananlar, yenilikçinin düşmanı olurlar. Yeni düzenden yararlanacak olanlar da, bu yararlanma henüz kesinleşmediğinden, yeniliği içtenlikle savunmazlar. Bu aldırmazlığın iki nedeni vardır: Kanunları kendi yararına işletebilen birinci grubun kendilerine karşı çıkması olasılığı ve yeni bir şey denmeden ona inanmayan halkın kuşkusu. Böylece yenilikçi, kendisine saldıran düşmanları ile, onu yarım ağızla savunan dostları arasında büyük tehlikelere düşer. (Bursalıoğlu, 2015)

Bugün artık çok sayıda okulun yeni reformların gerektirdiği öğrenme türünü üretemediği ileri sürülmektedir. Gerekli öğrenmeyi üretememe, okulların bunu istememelerinden çok, onu nasıl yapacaklarını bilememelerinden kaynaklanmaktadır. Bu yüzden okulların yeniden yapılandırılmasına duyulan gereksinim giderek artmaktadır. (Balay, 2004).

Teknik ilerlemenin hızı ve endüstriyel yapının değişimi sonucu insanoğlu için, hayatının değişik aşamalarında yeni beceriler kazanmayı ve yeni düşünceleri kavrama yeteneği kazanma zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Bu zorunluluk sonucu, eğitime ilişkin zaman ufku uzamış durumdadır. Bireylerde, zaman ufkunun uzaması ise yaşam boyu eğitim kavramının öne çıkmasına neden olmuştur. (Doğan, 2002) Kendi dar alanı içine sıkışmış, başka alanlara kapalı bir yetişme biçiminin giderek iletişim kopukluğuna yönelen bir dizi sakıncalara neden olduğunu tahmin etmek güç değildir. Kulak kesildiği dünya dışındakilere sağır ve umarsız bireyler, çağın gelişen açık, şeffaf ve karmaşık toplumsal ilişkilerine ayak uydurmakta güçlük çekerler. Ne var ki, sanayileşmenin empoze ettiği “istihdam” kavramı Türk Eğitimi’nde abartılı ve adeta büyülü bir işleve büründürülerek kendi dar istihdam kulvarına sıkıştırılmaya aday bireyler yetiştirilmektedir. İşe ve istihdama yönelik olarak yetişen insanın ufku ve aktivitesi tümüyle yaptığı işle sınırlı kalır. (Doğan, 2002)

Bizim okullarımızın görevlerine ilişkin bilimsel değerlendirmeler, yok denecek kadar azdır. Buna karşılık, okullarımız ve eğitim düzenimiz üzerindeki eleştiri ve hatta hücumlar gün geçtikçe artmaktadır. Bunları artık umursamaz duruma gelen Bakanlık merkez örgütünden, eğitimde bir devrim beklemek fazla iyimserlik olur. (Bursalıoğlu, 2015)

Değişmeyen tek şey değişimdir, deyişi günümüzün önemli bir gerçeğini yansıtmaktadır. Değişim, bir yasadır. İnsanlar değişir, iklimler değişir, toplumların yaşam biçimi değişir.  Tüm değişmelerin temel hareket noktasının  “gelişme” olduğu da bir gerçektir. Hiyeroglif yazıdan e-mail ile iletişim sistemine, fermandan internet ilanlarına geçiş bu gelişmelere örnektir. Sürekli değişim karşısında; değişime ayak uydurmak için değişmekten başka çare yoktur. Bugünün çamaşırını dünün güneşiyle kurutmak mümkün değildir. İnsanlar gibi örgütler de yaşamlarını sürdürebilmek için değişen koşullara karşı kendi iç dengelerini ve uyumu sağlamak zorundadırlar. Geleceğin tüm kestirilemez ligine rağmen, çok açık ve net görülen tek şey; sürekli ve gittikçe hızlanan bir değişimin arkasından gitmek zorunda olduğumuzdur. (Töremen, 2002)

Nedir bu değişimin özelliği? Tek bir sözcükle söylersek, hız. Günümüz değişimi çok hızlı, eşyalar, araçlar, bilgiler ve her şey çok hızlı değişiyor. XV.yy’da Paracelsus eterin naestezik olarak kullanılabileceğini bulduktan tam 400 yıl sonra bu buluş uygulanabilmişti. İlk patenti 1714’de alınan matbaanın pazara sunumu ise 150 yıl sonra 1864’de gerçekleşti. Elektrik süpürgesi ve buzdolabı ise projeden yaşama geçmek için yalnızca 35 yıl bekledi. Televizyon için gerçekleşme süresi biraz daha düşmüştü, yalnızca 8 yıl. Bugün bu süre neredeyse sıfır. Birçok ürün insanlar tarafından kullanılamadan geçip gitmektedir (İleri ve Güven, 2014)

Eğitim örgütlerinde, değişiklik yapmak güç ve nazik bir eylemdir, çünkü eğitim çok amaçlı bir girişimdir. Ayrıca bazı yönetim alanlarında önerildiği gibi, değişikliği gerçekleştirmek için muhalefeti zorlaştırmak ve muvafakatı kolaylaştırmak da eğitimde çıkar bir yol değildir. Fakat özellikle eğitimde yenilik, modelden çok lider sorunudur. (Bursalıoğlu, 2015)

  • PROBLEM

Sosyal ve kültürel değişim merkezi olan okullarda örgütsel değişimin önündeki engeller nedir?

  • ÖNEM

Eğitim-öğretim etkinliklerinin sürdürüldüğü okul örgütü , öğrenme-öğretmenin esas olması sebebi ile “öğrenen örgüt” olması en kolay örgüttür. Değişme ve gelişmenin öncüsü olması gereken okul örgütünün kendini yenilemesi ve yenilikçi olması gerekmektedir. Eğer okul örgütü kendini yenilemeyi ve çevresini geliştirmeyi başaramaz ise; kendinden bekleneni veremeyecek ve kapalı bir sistem olarak yok olmaya mahkûm olacaktır. (Bursalıoğlu, 2015)

BÖLÜM II

 GELİŞME

Nedenleri ve Engelleri Bağlamında Eğitimde Örgütsel Değişim üzerine yapılan araştırma sonucuna göre ortaya çıkan tabloda eğitim örgütlerini değişime iten nedenlerin başlıcaları, çevresel baskılar, okul içi iletişim bozukluğu, okulda kriz ve çatışma, okul performansının düşüklüğü, okul kültüründeki değişiklikler, değişen yasa ve düzenlemeler, teknolojik değişikliklerdir. Eğitim örgütlerinde değişimin önündeki engellerle ilgili olarak, durumdan memnun olma, değişimin sonunu kestirememe, değişim için yeterli eleman olmaması,  değişime karşı direncin olması,  lider yetersizliği çok değişim olması kültürel baskı gibi değişkenlerin söz konusu olduğu görülmüştür. Araştırmanın evrenini ülkemizde görev yapan tüm okul müdürleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi Elazığ’da düzenlenen tüm ilköğretim okulu yöneticilerinin katıldığı Eğitim yöneticisi yetiştirme kursuna katılan 33 ilköğretim okul müdürü ve Edremit Hizmet içi Eğitim merkezinde düzenlenen Endüstri meslek lisesi müdürleri Eğitim yöneticisi yetiştirme kursuna katılan 33 okul müdürü olmak üzere toplam 66 okul müdüründen oluşmaktadır. Okul müdürlerinden eğitimde örgütsel değişim seminerine katıldıktan sonra bu sıralama yapılması istenmiştir

Tablo 1. Eğitim Örgütlerinde Değişimin Önündeki Engeller

Elazığ Örneği                                                                                   Sıra               X

  • Durumdan Memnun Olma 2            07
  • Değişimin Sonunu Kestirememe 5            58
  • Değişim İçin Yeterli Eleman Olmaması 1            06
  • Değişime Karşı Direncin Olması 3            74
  • Lider Yetersizliği 7            65
  • Çok Değişim Olması 6            90
  • Kültürel Baskı 4            16 

Tablo 1’de görüldüğü üzere, eğitim örgütlerinde değişimin önündeki engellerden en önemlisi “değişim için yeterli eleman olmaması” görülmüştür. Önem derecesine göre ikinci sırayı, “eğitim örgütlerindeki mevcut durumun memnuniyet verici olarak görülmesi”, üçüncü ise “değişime karşı direncin olması” görülmüştür. Dördüncü engel, eğitim örgütlerinin değişmemesi için varolan  “kültürel baskı”,  beşinci engel ise “yapılacak değişimin sonunun kestirilememesi” görülmüştür. Değişimin önündeki altıncı engel “değişim sayısının çok olması”, önem sırasına göre son engel ise, değişimin yapılabilmesi için değişimci “liderin olmaması” görülmüştür.

Tablo 2. Eğitim Örgütlerinde Değişimin Önündeki Engeller

Edremit  Örneği                                                                  Sıra              X

  • Durumdan Memnun Olma 4            4.34
  • Değişimin Sonunu Kestirememe 5            4.35
  • Değişim İçin Yeterli Eleman Olmaması 2            3.55
  • Değişime Karşı Direncin Olması 1            3.19
  • Lider Yetersizliği 3            4.16
  • Çok Değişim Olması 6            4.71
  • Kültürel Baskı 7            4.90

Tablo 2’de görüldüğü gibi, eğitim örgütlerinde değişimin önündeki engellerden en önemlisi “değişime karşı direncin olması” olarak ortaya çıkmıştır. Önem derecesine göre ikinci sırayı, “değişim için yeterli eleman olmaması”, üçüncü sırayı; “liderin olmaması, dördüncü sırayı ise “eğitim örgütlerindeki mevcut durumun memnuniyet verici olarak görülmesi” almıştır. Beşinci engel “yapılacak değişimin sonunun kestirilememesi” görülürken, değişimin  önündeki  altıncı  engel  “değişim  sayısının  çok  olması”  olarak ortaya çıkmıştır. Önem sırasına göre son engel ise, eğitim örgütlerinin değişmemesi için varolan “kültürel baskı” olarak görülmektedir.  Her iki grubun sonuçları incelendiğinde örgütsel değişimin en önemli iki engelinin değişim için yeterli eleman olmaması ve değişime karşı direncin olması görülmektedir. (Töremen, 2002)

Konu ile ilgili bir diğer istatistiki bilgi de “Türk Eğitim  Yönetiminin Örgütsel ve Yönetimsel Sorunları” konulu bir araştırmaya katılan milli eğitim müdür ve müdür yardımcılarının,  eğitim enstitüsü  müdür ve müdür yardımcılarının  ve ilköğretim  müdürlerinin %35,8’i, eğitim  yöneticilerinin, yöneticilik bilgileri yönünden  yeterliliğini az olarak değerlendirmesidir. (Kaya, 1993).

Örgütsel değişime direncin ise iki yönlü ele alınması gerekir. Bir başka deyişle, yalnızca değişime direnen bireylerin değil, aynı zamanda değişimi yönetenlerin tutum, tavır ve tarzları da gözden geçirilmelidir. (Tunçer, 2013)

Özellikle değişim sürecinde yer alanların bazı alışkanlıklardan vazgeçip böyle bir çaba içerisinde yer alabilmeleri için, kendilerinin güvende olduklarını ve değişim sonucundan olumsuz şekilde etkilenmeyeceklerini garanti altına almak isteyebilirler. Bu istek, bazen onları değişime karşı direnmeye yöneltebilir. (Töremen, 2002)

Okul yöneticisi, değişime direnme yerine, yeni durumla gelen fırsatları görerek, koşulların gerektirdiği değişim ve yenileşmeyi kolaylaştırmalıdır. (Balay, 2004) Etkili değişimi yakalayabilmeleri için de dönüşümcü liderliğin aktif rolüne uyum sağlamaları gerekmektedir. Okul yöneticisi, çalışanlarını motive etmeli, destekleyici bir kültür yaratmalı, ortak grup vizyonu geliştirmeli, etkin eğitim programları geliştirmeli, olumlu bir öğrenme çevresi oluşturmalı, yüksek performansa özendirmeli ve sonuçlardan öncelikle sorumlu biri olarak insan kaynaklarını en etkili biçimde kullanabilmelidir.

Bugün eğitimde gelinen nokta bize tepkisel değil, sezgisel davranmanın önemini kavratmıştır. Problem ortaya çıkıp, bütün sonuçlarını gösterdikten sonra değil, daha meydana gelmeden çeşitli belirtilerden onun gelişini kestirebilmek önemli hale gelmiştir.  (Balay, 2004) Özellikle de bireysel ve örgütsel vizyonun oluşturularak örgütün kaosa girmesinin önlenmesi, örgütsel amaçlar doğrultusunda çalışanların harekete geçirilmesi, var olabilecek belirsizlik ve karmaşıklıklar ile başa çıkma kapasitesi “duygusal zeka”ya bağlıdır. Duygusal zekayı Aristo’nun sözü ile şu şekilde tanımlamaktadır. “Herkes kızabilir, bu kolaydır. Ancak doğru insana, doğru ölçüde, doğru zamanda, doğru nedenle ve doğru şekilde kızmak, işte bu kolay değildir.”  Kısaca duygusal zeka şöyle tanımlanabilir. “Kendimizin ve çevremizde etkileşim içerisinde olan bireylerin his, duygu ve düşüncelerini anlama, ilişkilerinde kendimizi o anda karşıdakinin yerine koyabilme ve onun bakış açısından olaylara bakabilme, korkuları yenerek duyguları yönetebilme ve böylece amaçları gerçekleştirmek için duygulardan en yüksek verimi alabilme yeterlilik ve becerisi” (Titrek, 2016)

Aileler çocuklarının kestirebildikleri gelecekleri için önemli vazgeçme maliyetlerini göz önüne almakta, özverilere katlanmaktadırlar. Yakın zamana değin etkili olan “gelecek de bir gün gelecek” yaymacasının , şimdi “gelecek hemen gelmek üzeredir” biçiminde kullanılması yeğlenmektedir. Bu örnek, değişme olgusunun giderek ivme kazandığı, etkisini, baskısını arttırdığı biçiminde yorumlanabilir. Nitekim, bazı yazarlar , değişimin kendi yapısının da değiştiğini, “değişimin normal olanın ta kendisi olduğunu” ileri sürmektedirler. (Açıkalın, 1995)

Nitekim değişimi başlatmak için örgütlerin liderlerine önemli rol düşmektedir. Değişimi gerçekleştirecek liderin, değişimci-dönüşümcü lider tipine sahip olması beklenebilir. Bu tür liderler yalnız kendi coşkularının gücünü kullanarak iş görenleri coşturabilirler. Bu liderler emir ya da direktif değil, ilham verirler. Vizyonlarını dile getirirken onlara güçlü bir inanç duyarlar ve onu gerçekleştirmek konusunda iş görenleri de heyecanlandırırlar. İş görenlerin duygularını bu şekilde uyarmak ve onları yüksek ya da soylu amaçlar için bir araya getirmek, lidere büyük bir değiştirme gücü verir. (Titrek, 2015)

Öğrenen örgüt aşağıdaki özellikleriyle diğerlerinden farklılaşır. (Erdem, 2002)  Böylelikle değişim için yeterli eleman da sistemin kendi içinden karşılanmış olur.

  • Öğrenme, insanların yaptıkları her şeyin içine dahil edilmiştir.; işe fazladan eklenen bir şey değil, aksine işin sıradan parçasıdır .
  • Öğrenme anlık bir süreç değil ,bir süreçtir.
  • Tüm ilişkilerin temelinde işbirliği vardır.
  • Bireylerin kendileri gelişirken ,kurumları da değişir.
  • Öğrenen örgütler yaratıcıdır; bireyler kurumu yeniden yaratırlar
  • Kurum kendisinden de bir şeyler öğrenir ; çalışanlar, kurumu etkililik, kalitenin yükseltilmesi ve yenilikler konusunda eğitirler.
  • Öğrenen bir örgütün parçası olmak keyifli ve heyecan vericidir.

 BÖLÜM III

SONUÇ VE ÖNERİLER

Eğitimcilerin kafasında geleceğe ilişkin, bugünden farklı tasarımlar oluşturmak, onların değişme olgusunu bütünde görüp kendi kurumlarına olası yansımaların tartışmaları, eğitim kurumlarınca hem değişmeyi hızlandıracak hem de hızlı değişmenin kabulunu kolaylaştıracaktır. (Açıkalın, 1995)

Mevcut sistemde, eğitim yönetimi açısından sorun olduğu genel kabul görmektedir. Bunun içindir ki uygulanmakta olan eğitim yöneticiliği atama esaslarına değişimler getirilmekte, çağcıl gelişmeler kapsamında Toplam Kalite Yönetimi içerikli arayışlara değer verilmektedir. Eğitim Yönetimi konusundaki bu duyarlılığın genişleyerek eğitim sisteminin genelinde ele alınması ve yerel yönetim ağırlıklı yeni bir modelin dünya gerçekleriyle örtüşecek tarzda sisteme entegre edilmesinde önerilen modelden istifade edilebilir.  (Çelenk, 2002)

3.1 ÖNERİLER

MEB bünyesinde Hayat Boyu Öğrenme ve Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlükleri tarafından oluşturulan Okul Yöneticisi Yetiştirme Akademisinin Kurulması. Gönüllülük esasına göre bu oluşumu destekleyecek  Liderlik eğitimini verecek akademisyenlere, toplumun önde gelen kurumlarının yöneticilerine çağrı yapılması, danışmanlık sistemi çerçevesinde emekli okul müdürleri ile eşleştirilerek eğitimin tamamen uygulamalı olarak şekillenmesi.

3.1.1 Modelin Amacı: Okul yöneticilerini, 21 yy da gereksinim duyulan okul liderlerinin sahip olması gereken bilgi, beceri, tutum ve değerler ile tanıştırarak, deneyimlerin meslektaşlar ile paylaşıldığı bir yer olan Akademi de Öğrenen Toplum Modelinin inşası ve 4 yılda bir eğitimin yenilenmesi

3.1.2 Modelin İçeriği: Aşağıda belirtilen 3 ana çerçeve doğrultusunda hazırlanılan 3 aylık Eğitim Programını başarı ile geçen okul yöneticilerinin Türk Eğitim Sistemi içerisinde tüm kısıtlamalardan arındırılmış karar yetkileri ile aktif olarak rol almalarının sağlandığı bir sistem.

  • Liderlik eğitimi 
  1. Eğitim Liderliği Öğretme ve öğrenme süreçlerinde, çok çeşitli okul görevlerinde, bütünleştirici, örgütleyici ve eş güdümleyici rolünü oynamak okul müdürünün sorumluluklarının içine düşmektedir. Okul müdürlerinin güçlü okulları yaratacak ve toplumsal değişmeyi canlandıracak niteliklere sahip olmaları gerekmektedir. Onların yalnızca öğretmenlerin ve dolayısıyla öğrencilerin içindeki varolan potansiyeli harekete geçiren kişiler değil, aynı zamanda veliler yoluyla toplumda sosyal değişime öncelik edecek olan ‘değişimin’ aktörleri olmaları gerekmektedir. Bu kadar önemli rolleri oynaması gereken okul müdürlerinin sorumlulukları, bu rolleri yerlerine getirmede tesadüfe bırakılmamalıdır. Bu yüzden okul müdürlüğüne atanmadan önce, bu kişilere son derece ciddi bir eğitim liderliği eğitimi verilmesi gerekmektedir.
  1. Temel kültür eğitimi Kişinin mesleki eğitiminden ayrı olarak bir bütün halinde gelişmesi anlamına gelir. Bireyin yaşamdaki amaçlarının uygarlaşmasını, duygusal tepkilerinin incelenmesini ve günümüzde en geçerli bilgilerin ışığı altında nesne ve olayların doğası hakkındaki anlayışının olgunlaşmasını kapsar. Söz konusu eğitim yoluyla kazanılan bu özellikler giderek bireyde üç temel karakterin yerleşip gelişmesine neden olacaktır. Alçak gönüllülük, insanlık ve mizah duygusu. İnsanda nihai olarak entelektüel ve duygusal derinliğe yönelen bu sürecin ihmale gelir yanı yoktur. Harvard Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Henry Rosovsky Söyle Demiştir. “Ben, avukatımın ve doktorumun acı, sevgi, gülme, ölüm, din, adalet ve bilimin sınırları gibi konularda fikir sahibi olmasını isterim. Bu en son ilacı ya da yargıtayın en son kararını bilmekten çok daha önemli olabilir (…) İnsana özgü anlayış bilgisayara birkaç soru sorma düzeyine indirgenemez.” (Doğan, 2002) 
  1. Duygusal zekâ yeterliliklerinin eğitimlere monte edilmesi Duygusal zeka paradigmasının eğitim yönetimi açısından çok önemli ve önemli görülen maddelerine bakıldığında; daha çok çözüm üretebilme, etik değerlere sahip olma, kendine hakim olma, kendini bilme, fedakarlık yapabilme, umudunu yitirmeme, örgütü tam bir sosyal çevre haline getirme, saygın insan olma-insana saygılı olma, adet olanı değil doğru olanı yapma, empati geliştirme, insanın gelişimine üretimden daha çok önem verme, örgütte güvenin giderek daha çok önem kazandığının farkında olma, başkalarının duygu ve hislerine saygı gösterine, farklı görevler oluşturabilme- geleneksel misyonu aşma, duyarsızlığın başarısızlık nedeni olduğunu bilme, farklılığa değer verme bunu yaratıcı enerji olarak görme, önyargı ve hoşgörüsüzlüğe izin vermeme – varsayım ve zan ile hareket etmeme, eleştiriyi geri bildirim ve görev sayma, başkalarının hislerini, acılarını ve sevinçlerini paylaşabilme, duygusal ihmal ve tacizin mantığa aykırı sonuçlar doğuracağını bilme, liderliği bir konum veya yetenekten ziyade bir ilişki olarak görme, olumsuzluklardan korkmama, kısır döngünün bir çöküş olduğunu kabul etme, korkuyu önsezilerden ayırabilme gibi sosyo-kültürel açıdan giderek yükselen değerlerin eğitim ve eğitim kurumlarıyla yeniden ve hızlı bir biçimde buluşmasının en önemli yolu, bunların yöneticilere kazandırılması ve yöneticileri bu değerlerin taşıyıcıları olarak değerlendirilmesidir.

Yeni yönetim yaklaşımlarının ortaya koyduğu; örgütte güvenin giderek daha çok önem kazandığının farkında olma, geleneksel misyonu aşma, duyarsızlığın başarısızlık nedeni olduğunu bilme, farklılığı yaratıcı enerji olarak görme, liderliği bir konum veya yetenekten ziyade bir ilişki olarak görme, korkuyu önsezilerden ayırabilme gibi yönetimde yükselen değerlerin, yönetsel zekâ paradigmasında da önemli bir yer tutan konuların arasında yer aldığı dikkate alındığında, eğitim yöneticisi yetiştirme programlarında duygusal zekâ yeterliklerinin yöneticilere kazandırılması kaçınılmaz görülmektedir. (Karslı ve diğerleri, 2002) 

Okul işletmesinin yönetimi eğitimi Eğitim yönetiminin bir alt sistemi olarak, okul işletmesinin yöneticisi öğretmenlere, velilere, yardımcılarına ve kamu yöneticilerine eğitimle ilgili en iyi kararlan verebilmeleri için, çeşitli aktiviteler ve sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturur. Ki bu uygulama, işletme uygulamaları ile açıklanabilir. Okul işletmesinin yönetimi, değişmeyen bir çevrede veya kapalı bir sistemde meydana gelemez. Bu sistemin yurdumuzda uzun yıllar uygulanan yarı kapalı bir sistemde uygulanması söz konusu olamazdı. Bunun sağlanabilmesi için, okulların etrafındaki örgütsel duvarların kaldırılması, okulların ve okul yöneticilerinin özgür karar vermelerinin teşvik edilmesi gerekmektedir. (Arslan, 2002)

Danışmanlık 1993 yılında İngiltere’de okul yöneticileri üzerine yapılan çalışmada, okul yöneticilerinin kariyer basamakları “Başlangıç, Gelişme, Otonomi ve Bağlantısızlık” olarak adlandırılmıştır. Başlangıç basamağı idealizm, belirsizlik ve uyum kavramlarıyla bire bir kullanılmıştır. Yeni göreve atanan bir okul yöneticisi ideallerini gerçekleştirmeyi ertelemek zorunda kalmaktadır. Çünkü atandığı görevin gerektirdiği rollerin çeşitliliği, iş başında eğitimi gerekli kılmaktadır. (Bakioğlu, 1994: 26). Okul yöneticileri her ne kadar belli bir mesleki kıdeme sahip olsalar da okul yöneticisi olarak atandıktan sonra yoğun bir eğitime ihtiyaç duymaktadır. Ancak teoriye ağırlık veren bir sistemde işlerine adapte olmaları çok zaman ve enerji almakta ve okul yöneticilerini endişeye sürüklemektedir. Danışman ve öğretmen arasında usta-çırak ilişkisi desteklenmelidir. Ancak bu bir yönlendirme ve değerlendirme olarak değil paylaşım ve arkadaşlık boyutunda ele alınmalıdır (Bakioğlu ve Hacıfazlıoğlu, 2000: 5).

Değerlendirme Sistemi, Çoktan seçmeli testler yerine, gerçek yaşam seneryolarının yaratıldığı ortamlara göre değerlendirmeler olmalı, yönetici adaylarının akademide geçirdikleri süre boyunca günlük olarak yaptıkları zamana yayılan çalışmalarda 3 temel olgu yer almalıdır.

  • Eğitim Yönetimi Alanına İlişkin Kişisel Felsefe
  • Öz değerlendirme , Kişisel Eleştiri Yapabilme Becerisi
  • Vizyon Belirleme

Özellikle gerçek yaşam senaryolarının yaratıldığı ortamlarda yapılan değerlendirmelerde Peter Senge’in Beşinci Disiplin de yer alan örgütün yapı, işleyiş ve kültürü ile ilgili 7 öğrenme yetersizliğinin var olmaması gerekmektedir. Bunlar (Senge, 2016)

  • Pozisyon neyse ben oyum.
  • Düşman dışarıda
  • Sorumluluk üstlenme kuruntusu
  • Olaylara takılıp kalma
  • Haşlanmış kurbağa meseli
  • Tecrübeyle öğrenme hayali
  • Yönetici takımı miti

 

KAYNAKÇA

 Açıkalın A. (1995). 2020 Yılında Benim Okulum. Ankara. Eğitim Yönetimi Dergisi, 1

Arslan, H. (16 – 17 Mayıs 2002).  Okul Müdürlüğünü Geliştirme Programları. 21.yy Eğitim Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Sempozyumu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Ankara.

Bakioğlu, A., Özcan, K., Hacıfazlıoğlu, Ö. (16 – 17 Mayıs 2002).  Okul Yöneticilerinin Mentor Yoluyla Yetiştirilme İhtiyacı. 21.yy Eğitim Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Sempozyumu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Ankara.

Balay, B. (2004). “Küreselleşme, Bilgi Toplumu ve Eğitim”.  Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi,  37(2), 61-82

Bursalıoğlu , Z. (2015). Okul Yönetiminde yeni yapı ve Davranış (19.Baskı) Ankara: Pegem Akademi

Çelenk, S. (16-17 Mayıs 2002). Geleceğin Eğitim Yöneticilerinin Yetiştirilmesinde Bir Model Önerisi. 21.yy Eğitim Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Sempozyumu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Ankara.

Doğan, İ. (16 – 17 Mayıs 2002).  Hazine Koruyuculuğu ya da Üniversiteli Olmak “Üniversite, Bir Dekan Anlatıyor” adlı kitap üzerine değerlendirme. 21.yy Eğitim Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Sempozyumu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Ankara.

Doğan, H. (1997). Mesleki ve Teknik Eğitimin Yeniden Yapılandırılması. Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi. 30 (1), 1-26.

Erdem, A. (2002). (16-17 Mayıs 2002). Öğrenen Okulu Yaratacak Okul Müdürleri. 21.yy Eğitim Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Sempozyumu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Ankara.

İleri, H. , Güven, Y. (2014). “Değişim Yönetimi ve Değişime Direnç”, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu Dergisi, 17(1), 87-106

Karslı,M.,Gündüz, H., Titrek, O., Yaman,E.(16 – 17 Mayıs 2002).  Eğitim Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Programlarında Duygusal Zeka Yeterliliklerinin Kullanılabilirliği. 21.yy Eğitim Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Sempozyumu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Ankara.

Numanoğlu, G. (1999). Bilgi Toplumu-Eğitim-Yeni Kimlikler-II: Bilgi Toplumu ve Eğitimde Yeni Kimlikler. Ankara: Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dergisi. 32, (1-2), 341-350.

Özmen, F. (16 – 17 Mayıs 2002).  Okul Müdürlerinin Yetiştirilmesi– Gelişmiş Ülkelerdeki Uygulamalardan Örnekler. 21.yy Eğitim Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Sempozyumu. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi, Ankara.

Senge, Peter M. (2016). Beşinci Disiplin  (17.Baskı) İstanbul: Yapı Kredi Yayınları

Titrek, O. (2016).  IQ’dan EQ’ya Duyguları Zekice Yönetme (5.Baskı) Ankara: Pegem Akademi

Töremen, F. (2002) . “Eğitim Örgütlerinde Değişimin Engel ve Nedenleri” Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi , 12(1), 185-202

Tuncer, P. (2013).  “Değişim Yönetimi Sürecinde Değişime Direnme”, On Dokuz Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 32(1), 373-406

Arttırılmış Gerçeklik ile Canlansın Dersler

Kısa bir aradan sonra yeniden arttırılmış gerçeklik ile merhaba diyoruz. Bu teknoloji ile hayatımız her anlamda öyle bir değişim rüzgarına tutulmakta ki… Biz de dedik ki; eğitimde öyle bir şekilde kullanalım ki; öğrenmeye olumlu katkısı olsun. Derslerimiz canlansın, öğrencilerimiz öğrenmenin keyfini doya doya sürsünler.

ETP_OMumcu

Tüm sistemimizi kendi tasarladığımız kartlar üzerine inşa ettik.

7-07

Kart Tasarımı

Kartlarımızı arttırılmış gerçeklik uygulaması olan Aurasma ile okuttuğunuzda öğretmenimiz ekranda belirerek konumuz ile ilgili sorusunu soruyor.

aurasmaScreenShot_1493991195681

Akabinde ekranda Oynayalım , İzleyelim ve Canlansın görselleri beliriyor.

aurasmaScreenShot_1493991214822

İşte arttırılmış gerçekliğin interaktif kullanım dünyası. Öğrenci isterse Oynayalım’ı seçerek konu ile ilgili hazırlanan dialog kartlar ile eşleştirme oyununu oynayabilir.

Screenshot_20170505-163533

İsterse İzleyelim’i seçip ilgili konu anlatım videolarını izleyebilir.

aurasmaScreenShot_1493991374884

Daha detay bilgi de verebiliriz. Diyelim ki öğrenci Omurgalı görselini seçti. Bu durumda kurbağa, kuş, balık, memeli ve sürüngen hakkında bilgi alabileceği diğer görsel yönergeler ekranda belirir. İstenilenin seçimi suretiyle videolar izlenir.aurasmaScreenShot_1493991257159

Bir diğer yöntem ise istediğimiz gibi 3 boyutlu olarak öğrencilerimize sunmak. Canlansın’ı seçelim ve…..

aurasmaScreenShot_1493991399828

Yapabileceklerimize sınır koymadan , eğitimi yeniden şekillendirelim sevgili öğretmenlerim…

Kalın sağlıcakla…